yavuz ağıralioğlu çankırı

Yavuz Ağıralioğlu: Benden Bir Başörtüsü Düşmanı Çıkaramazsınız! Başörtüsünü Bu Kadar Kirin Üstüne Örtemezsiniz…

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Benim adım Yavuz Ağıralioğlu. Ben sizin gibi ‘büyük bir lider’ değilim; ben büyük bir milletin evladıyım. Ben sizin gibi ‘dünya lideri’ de değilim; ben dünyaya liderlik etmiş bir devletin hizmetine talibim! Yozgat Sorgun’da kulağıma bir ezan okunup büyüdüğüm zamanlardan itibaren şuurum inşa edilirken vatana, millete, dine, devlete bağlı, bu konularda üzerine toz zerresi düşüremeyeceğiniz bir memleket evladıyım! Biz başörtüsü davasına, ‘İnancım için mücadele ediyorum’ diyen eşim de dâhil, mücadele eden bacılarımızın yanında şerefle durduk. Bugün omzumda şeref diye taşıdığım o mücadeleden bir milim oynamayanıyım ben! Bizim için başörtüsü mücadelesi neydi biliyor musunuz? Takan da takmayan da kardeşimiz… Mesele başörtüsü takmak değildi, mesele inanç zulmüne razı olmamaktı! Sizi överken iyiydi; şimdi inancımıza yakışmaz, başörtüsüne yakışmaz, dindarlığımıza yük olur işlerin içerisinde övdüğünüz, sevdiğiniz, makam verdiğiniz insanların ismi çıkıyor! Dolandırıcıların listesinde çıkıyor isimleri, para çalmışlar isimleri çıkıyor, nepotizm yapmışlar isimleri çıkıyor! Memleketin, milletin, garibanın parasını cebe indirmişler isimleri çıkıyor! Sizi överken iyi de yaptıklarınızdan utanınca niye bozuluyorsunuz? Benden bir başörtüsü düşmanı çıkaramayacağınız gibi, başörtüsünü bu kadar kirin üstüne örtemezsiniz!” diye konuştu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Çankırı Hasan Fehmi Gökçen Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen halk buluşması programına katıldı. Partisinin hedeflerini ve gündemi değerlendiren Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:

Helaliniz, haramınız karıştı; tuzlayacağız sizi çankırı tuzuyla!

“Çankırı’dayım. Tuzun başkenti bende neyi çağrıştırdı biliyor musunuz? ‘Tuz koktu’ diyorlar ya; kokmuş makamlara; parayla, yalanla, haramla buluşmuş bütün işlere Çankırı’nın tuzuyla yeniden kıvam tutturacağız! Tuzlayacağız sizi! Makamları kokuttunuz, tuzlayacağız sizi! Çankırı’dan duyun sesimizi: Paraya bulaştığınızda ahlakınız, helaliniz, haramınız birbirine karıştı; tuzlayacağız sizi Çankırı’nın tuzuyla! Çünkü bu şehir sizin iddialarınıza yüzde yüz destek vermiş bir şehir. Yoksulluğun, yasakların olmadığı bir memleket iddianız vardı. Bu iddiaların altında kaldınız, makamlarda koktunuz! Makamları kokuttunuz, liyakati unuttunuz; tuzlayacağız sizi! Çankırı’dayız. Beytülmala el sürmeyecektiniz, yetim hakkını koruyacaktınız, ihalelere fesat karıştırmayacak, memleketin yönetimini adalet ve kalkınma imkânlarıyla buluşturacaktınız. Geldiğinizde simit hesabı yaptınız, simidi konuştunuz. Parmağınızdaki yüzüğün samimiyet karineniz olduğu zamanlarda söz verdiniz; ‘Bundan başka malım yok’ diyerek yola çıktınız. Şimdi milyonlarca doların, milyarlarca doların iç edildiği zamanlarda, bu kadar kabahate ve kusura rağmen sizi uyaranlara, sizi ikaz edenlere parmak sallıyorsunuz! Makamlarda, mevkilerde taşımanız gereken sorumluluğu taşıyamadınız. Makamları kokuttunuz, tuzlayacağız sizi!

Edepsizlik yapmadan edebi hatırlatacağız!

Biz bir memleket nöbetine hazırlanıyoruz. Partici değiliz, neye hizmet ettiğimizi biliyoruz; milletimizi ayağa kaldırmaya geliyoruz! Edepsizlik yapmayacağız ama edebi hatırlatacağız. Ahlaksızlık yapmayacağız ama ahlaksızlık yapanlardan hesap soracağız!

Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Ben kimsesizlerin kimiyim’ diye çıktığı yolculuğun 25. yılını kutladı. İlk defa bu düzeyde kimsesizler dolandırıldı, ilk defa! 400 bin kişi dolandırıldı. Fon meselesini sizin meseleniz hâline getiren şey ahlaksızlık meselesidir, utanmazlık meselesidir, sorumsuzluk meselesidir! Sayın Cumhurbaşkanımız ilk defa bu düzeyde bir şeyle karşılaşmıştır belki. İlk defa muhalefetin değil atadıklarının, ilk defa karşısında olanların değil yanında tuttuklarının, ilk defa bu kadar ödüllendirip makam dağıttıklarının, korumaya söz verdiği kimsesizleri dolandırdığı bir yükle karşı karşıya kaldı. Ben Cumhurbaşkanımızın kızgınlığını anlıyorum, şaşkınlığını anlıyorum. Bunu yönetmek için muhalefete biraz fazla bağırdığını anlıyorum ama bu muhalefete bağırarak atlatacağınız bir şey değil! Muhalefete bağırarak atlatamazsınız bunu! ‘Yavuz Ağıralioğlu’ndan bir başörtüsü düşmanı çıkaralım’ diye heves ederek buradan çıkamazsınız, çıkamazsınız!

Ben sizin gibi ‘büyük bir lider’ değilim!

Benim adım Yavuz Ağıralioğlu. Ben sizin gibi ‘büyük bir lider’ değilim; ben büyük bir milletin evladıyım. Ben sizin gibi ‘dünya lideri’ de değilim; ben dünyaya liderlik etmiş bir devletin hizmetine talibim! Ben sizin gibi büyüklüğünü konuşan, büyüklüğünün arkasında size rakip olmaya çalışan biri değilim; ben büyük devletin, büyük milletin evladıyım. Benim adım Yavuz Ağıralioğlu. Yozgat Sorgun’da kulağıma bir ezan okunup büyüdüğüm zamanlardan itibaren şuurum inşa edilirken vatana, millete, dine, devlete bağlı, bu konularda üzerine toz zerresi düşüremeyeceğiniz bir memleket evladıyım! Benim adım Yavuz Ağıralioğlu. Bileceksiniz; bir vakit kaza namazı olmayan bir ananın evladıyım ben! Beni bana namaz farz olduğu günden beri ‘Sana bir vakit namazı kaçırırsan sütüm haram olsun’ diyen bir ananın evladıyım ben! Haddinizi bileceksiniz bizimle ilgili konuşurken; bizimle konuşurken haddinizi bileceksiniz! Ben parayla pulla işi olmamış, kazandığı her şeyi evlatlarına, öğrencilerine harcamayı vatan borcu bilmiş şerefli bir babanın evladıyım. Ben Mamak zindanlarında bir ayda 24 kilo vermiş, işkenceden sallanmamış bir babanın evladıyım! Haddinizi bileceksiniz bizimle ilgili konuşurken; bizimle ilgili konuşurken haddinizi bileceksiniz!

Bizimle ilgili konuşurken cümlelerinize dikkat edeceksiniz!

Ben üniversite yıllarımdan bugüne kadar… 54 yaşındayım, 16-17 yaşlarımda Ülkü Ocaklarına başladık. Mayamız Ülkü Ocaklarında çalındı. Sonra Nizam-ı Âlem Ocaklarında vatanına, milletine kurban bir evladın, bir memleket kahramanının yanında şeref bulduk biz. Her evden bir oy alamamış ama her evden bir Fatiha almış şerefli bir evladın yanında maya tutturduk. Muhsin Yazıcıoğlu’na kardeşlik yaptım ben! Bizimle konuşurken doğru konuşacaksınız! Doğru konuşacaksınız! Bizimle ilgili konuşurken cümlelerinize dikkat edeceksiniz!

28 Şubat’ın inancımıza mızraklar sapladığı günlerin evladıyım ben. 28 Şubat’ta milletine namlusunu çevirmiş tankları ‘Selamlamayalım’ diyen bir erkeğin yanında biz durduk şerefimizle! Herkes yutkunuyordu. Biz başörtüsü davasına, ‘İnancım için mücadele ediyorum’ diyen eşim de dâhil, mücadele eden bacılarımızın yanında şerefle durduk. Bugün omzumda şeref diye taşıdığım o mücadeleden bir milim oynamayanıyım ben! Ben ‘Beyaz Yürüyüş’ten DGM’de yargılandım. Ben 28 Şubat’ta yıkılmadım. Siz kimsiniz be! Benim eşim Yozgat Sorgun’a sığındı başörtüsü zulmünden sonra. Öğretmen olarak atandığı Yozgat’ta eşimle beraber çalışan, ona o himayeyi sunan, sadece ona değil onun durumunda olan herkese o himayeyi sunan Millî Eğitimin bütün şerefli evlatlarına, orada direnen, 28 Şubat’a rağmen ayakta kalan okul liderlerine, hepsine teşekkür ediyorum. Biz Yozgat’a, Sorgun’a, evimize sığındık. Başörtüsüyle çalışmanın mümkün olmadığı zamanlardı. Eşim ‘1995’te işe başladı, 18 sene ayrı kaldık biz. Bizi, inandıklarımızı savunmak için çıktığımız yolda tehdit ederek korkutamazsınız!

Bizim için başörtüsü, zulme itiraz etmek demekti!

Bizim için başörtüsü mücadelesi neydi biliyor musunuz? Takan da takmayan da kardeşimiz… Mesele başörtüsü takmak değildi, mesele inanç zulmüne razı olmamaktı! O yüzden başörtüsü, inanarak takanın inancı gereği yaptığı bir şeydi. Sayın Cumhurbaşkanı ‘Uğruna kadınlar mücadele etti’ diyor. Ettiler, biz de ettik. Ama bizim için başörtüsü neydi biliyor musunuz? Zulme itiraz etmek demekti! Bizim için başörtüsü, hakkı tutup kaldırmak demekti! Bizim için başörtüsü neydi biliyor musunuz o zaman? Beytülmala el sürmemekti! Bizim için başörtüsü haram yememekti, yalan söylememekti, liyakate söz vermekti! Bizim için başörtüsü, inancıyla bu memlekete hizmet etme iddiasının iradesiydi, meşalesiydi! O yüzden bir milim sallanmadık.

Size teşekkür etmekten hiç geri durmadık!

O yüzden şimdi siz çözdünüz diye size teşekkür etmekten hiç geri durmadık. ‘Allah razı olsun’ dedik, ‘Var olun’ dedik, ‘Ne güzel oldu’ dedik. İnanan insanlar vatanın, milletin hizmetiyle buluştular. Kimliğinden, inancından dolayı insanların itilip kakılmadığı bir memleket kurdunuz bize, ‘Sağ olun’ dedik. Sizi överken iyiydi; şimdi inancımıza yakışmaz, başörtüsüne yakışmaz, dindarlığımıza yük olur işlerin içerisinde övdüğünüz, sevdiğiniz, makam verdiğiniz insanların ismi çıkıyor! Dolandırıcıların listesinde çıkıyor isimleri, para çalmışlar isimleri çıkıyor, nepotizm yapmışlar isimleri çıkıyor! Memleketin, milletin, garibanın parasını cebe indirmişler isimleri çıkıyor! Sizi överken iyi de yaptıklarınızdan utanınca niye bozuluyorsunuz? Benden bir başörtüsü düşmanı çıkaramayacağınız gibi, başörtüsünü bu kadar kirin üstüne örtemezsiniz!

Memleketin bütün değerlerine kalbimizi bağladık!

Anahtar Parti’ye, Yavuz Ağıralioğlu’na, arkadaşlarına, kardeşlerine ‘vatansız’ diyemezsiniz! Vatanımız var evelallah! ‘Bayraksız’ diyemezsiniz! Bayrağa hizmetkârız evelallah! ‘Dinsiz imansız’ diyemezsiniz! Dinimiz de imanımız da var evelallah! ‘Şuursuz’ diyemezsiniz! Şuurumuz da var evelallah! ‘Ahlaksız’ diyemezsiniz! Ahlakımız da var evelallah! ‘Dışarıdan iktidar dileniyorlar’ diyemezsiniz! Ay yıldızlı al bayrağın altında yaşayacağımız şerefli bir vatanı hiç kimseyle lekelemeyiz! Din biliriz, iman biliriz, vatan biliriz, bayrak biliriz. ‘FETÖ’cü’ diyemezsiniz bize; değiliz evelallah! Hiçbir zaman selam durmadık evelallah, yürümedik evelallah, teslim etmedik, kandırılmadık evelallah! Aklımız, kalbimiz hep bizdeydi evelallah. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bize ne bıraktığını biliyorduk, hep dua hattında durduk evelallah. Memleketin bütün değerlerine kalbimizi bağladık. Cumhuriyetin kurucu değerleriyle kavgalı olmadık. Devletimizi de milletimizi de cumhuriyetimizi de bize mukaddes olarak bırakılmış bu vatanı ayakta tutan bütün değerlere hizmet sorumluluğumuzu biliyoruz evelallah!

Milletin parasını yiyenleri cezalandırır mısınız lütfen!

Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: ‘Ak pak hareketimizi lekelemeye heves ediyorlar.’ Biz mi lekeliyoruz? Atamışsınız; atadıklarınız memleketin imkânlarından 800 milyar lira garibanın parasını cebine indirmiş, 18,5 milyar dolar dolandırmış, 2 milyarı ortaya çıktı. Sayın Cumhurbaşkanı, eğer aklanacaksanız bu bir fırsattır. Zor zamanlar geçirdiniz, ‘17-25 Aralık’ı atlattık’ dediniz, ‘Gezi sürecinde operasyon yedik’ diye seslendiniz, 15 Temmuz’da milletle beraber karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi atlatabildiniz. Buralardan çıkınca da hep beraber dediniz ki: ‘Biz evelallah milletimizin hizmetindeyiz.’ İlk defa makam verdiklerinizle, mevki verdiklerinizle, rol ve unvan dağıttıklarınızla kendi yürüdüğünüz yolu lekelettiniz. Harama helal, helale haram; tevazuya kibir, kibire tevazu; adalete zulüm, zulme tevazu… Her şeyi birbirine geçirdiniz! Şimdi aklanabilmelisiniz. 2 milyar ortaya çıktı; kalan 898 milyarlık listeyi istiyoruz! Kim yemiş? Hangi mezhepten, hangi meşrepten, hangi partiden olursa olsun; kılığı, unvanı, sıfatı ne olursa olsun hırsızlık hırsızlıktır, dolandırıcılık dolandırıcılıktır! Bize kızdığınız, muhalefete kızdığınız gibi AK Parti’nin iddiasını lekeleyen yakınınızdakilere de kızar mısınız lütfen? Muhalefeti cezalandırdığınız gibi, milletin parasını yiyenleri de cezalandırır mısınız lütfen?

Biz milletimize selam söylüyoruz Çankırı’dan; siz Öcalan’a selam söylüyorsunuz Meclis açılışından! Biz milletimize ev sözü veriyoruz Çankırı’dan; siz Öcalan’a konut yapıyoruz diye övünüyorsunuz Ankara’dan! Sandık bekliyoruz Sayın Cumhurbaşkanım, sandık bekliyoruz! Siz ‘Öbür seçimi nasıl alırız?’ diye, biz ‘Memleketi nasıl ayağa kaldırırız?’ diye sandık bekliyoruz. Siz ‘Rakiplerimizi nasıl yeneriz?’ diye, biz ‘Milletin sorunlarını nasıl çözeriz?’ diye sandık bekliyoruz.”